Havaalanlarına adım attığımızda çoğumuz sıkı güvenlik önlemlerine aşinayızdır; ancak sıvılara yönelik katı kurallar konusunda bazen anlam veremeyiz. Bu kısıtlamaların neden bu kadar önemli olduğunu anlamak için 2006 yılına gitmemiz gerekiyor.

2006 Transatlantik Terör Komplosu

Uçaklardaki Sıvı Yasağının Arkasındaki Gerçekler

2006 yılının 10 Ağustos’unda İngiliz güvenlik güçleri, transatlantik uçuşlarda kullanılmak üzere hidrojen peroksit bazlı patlayıcılar içeren bir terör komplosunu ortaya çıkardı. Teröristler bu patlayıcıları meşrubat şişeleri içinde saklayarak güvenlikten geçirmeyi planlamışlardı. Bu ciddi tehdidin fark edilmesinin ardından başlangıçta uçaklarda tüm sıvıların taşınması yasaklandı. Ancak birkaç ay sonra Kasım 2006’da bu yasak gözden geçirildi ve yolcuların uçağa maksimum 100 ml kapasiteli kaplarda sıvı getirmelerine izin verildi.

Neden 100 ml Sınırı?

Uçaklardaki Sıvı Yasağının Arkasındaki Gerçekler

Peki neden tam olarak 100 ml? Bu miktar güvenlik kurumlarının patlayıcı maddelerin risklerini etkili bir şekilde yönetebilmesi için kritik bir eşik olarak belirlendi. 100 ml veya daha az miktarda sıvının tek başına büyük bir patlama riski oluşturma olasılığı düşüktür. Ancak güvenlik için bu sıvıların şeffaf kaplarda taşınması gerekmektedir; aksi takdirde güvenlik tarafından imha edilebilirler.

Bu bilgiler havaalanı güvenlik önlemlerinin sadece rastgele kurallar olmadığını, aksine ciddi tehditlere karşı koymak için tasarlandığını gösteriyor. Güvenli seyahatler için bu kurallara uyum sağlamak hayati önemde.

Paylaş:
Yorum Yap